|
İsmail ALİ
Akıl
gibi zenginlik cehalet gibi yoksulluk yoktur. Edebe uymak bir kazanç danışmak
bir güçtür.
Hz. ALİ
N'apıyorsun" diye sordum.
"- Seyrediyorum" dedi; "çaresizce, öfkeyle,
şaşkınlıkla ama sadece seyrediyorum".
Seyrettiği; kuşağımızın en kötülerinin, pespayelik yarışında ipi ilk
göğüsleyenlerin zirveye hak kazanmalarındaki akıl almaz gariplikti.
İyiliğin ve ustalığın bu kadar eziyet gördüğü, kötülüğün ve yeteneksizliğin
bunca ödüllendirildiği bir başka coğrafya var mıydı acaba?
Can DÜNDAR
Makedonyalı gençlerin siyasete atılma çabaları ve Makedonya Türk siyasetinin topyekûn
gençleştirilmesi meselesi ülkemizde uzun bir süre gündemden düşmemiş tabiri
caiz ise herkesin dilinde sakız olup durmuştur. Eski kafalı siyasetçi diye
adlandırdıkları siyasetçilerden şikayet edenler, mevcut siyaset analyışından
bıkanlar yada tam olarak ne istediğini bilemeyenler genelde umudu gençlerin
siyasete atılmalarında görmüştür.
Gençlerimiz de bu beklentilere cevap vermekte gecikmemiş nedense kolay
bir oyun olarak değerlendirdikleri siyasete çabuk ısınmış ve iştah kabartan
gelecek hayallerinin peşinden sürüklenmeye başlamışlardır. Bu renkli al-ver
oyununda hem talepkâr vatandaş hemde görev için her dâim hazır bekleyen vazife
sevdalıları için tek engel olarak mevcut siyasi kadro görülmüştür.
Bu nedenden
dolayı eli kalem tutan birçok kişiye göre büyük bir tasfiye herkesin önünü
açacak, Makedonya Türklerinin yıllardır çözülmemiş birçok sorunu sihirli bir
değnek değmişcesine çözülecektir. Bütün
bu beklentilere karşın üzülerek belirtmeliyim ki hayalperest insanımız bu
mevzuda da ulaşılması güç ve sonu tehlikeli hayaller kurmaktadır. Makedonya
siyaseti her ne kadar yıllar boyunca çok benzer konularda şekillenip, çoğu
zamanda dış dengelerin etkisi altında kalsa da sadece günlük gazeteleri takip
ederek anlaşılacak bir husus değildir.
Derinlemesine analiz edebilmek için başta Makedonyadaki kurumlar arası
dengeleri, bütün etnik toplulukların
yakın tarihini, Balkanlar ve dünya
dengelerini tahlil edebilecek bir bilgi birikimine sahip olmak gerekir. Önemli
siyasi kişilikleri tanımak, Makedonya medyasını yakinen takip edip, akademik
çevrelerin de içinde bulunmak gerekir. Belirttiğim bütün gereklilikleri
gerçekleştirebilmek için ise geniş bir
genel kültür altyapısı ve en azından ülkede konuşulan dillerin iki tanesini çok akıcı sekilde konuşmak elzemdir.
Böylesine karmaşık dengelerin bulunduğu bir coğrafyada, özellikle de ekonomik
ve siyasi anlamda çok güçsüz bir
azınlığın siyasi hayatını yönetmeye kalkmak elbette daha önce bahsi
geçen hususları hatta daha da fazlasını gerektirecektir. Fakat, her açıdan
hakikaten çok ilginç özelliklere haiz olan toplumumuzda birçok zat-ı muhterem
özellikle de birçok genç hiçbir tecrübe
sahibi olmadan siyasi alanda her görevi kendilerine biçilmiş kaftan olarak
görmektedir. Eminim biraz zorlasak gençlerimiz arasından Makedonya
başbakanlığına talip birçok aday çıkacaktır.
Kanaatimce,
yıllardır sehnelenen bu talepkâr komedinin altında yatan neden sayısı gittikçe
artan eğitimli kadrolarımızın yetişmesidir. Birçok gencimiz hem Makedonyadaki, hem
Türkiyedeki, hem de Batılı ülkelerdeki birçok üniversiteden mezun olmaya
başlamışlardır. Artık toplumumuzun çeşitli alanlarda yetişmiş elemanı
mevcuttur. Lâkin diplomalı gençlerimizi gördükçe gururlanan halkımız maalesef
bazı gerçekleri sorgulayamaz hale gelmiştir. Çeşitli üniversitelerden mezun
olan birçok gencimiz “kravatlı zümreler” olmaktan daha öteye gidememişlerdir.
En az birkaç dünya dilinin bilinmesi gereken çağımızda siyasi hayatımızın
Türkçe cümle kurmaktan aciz siyasi veliahtların elinde ne hale geleceği
şimdiden aşikardır. Maalesef sancılı bir
geçiş dönemi yaşayan ülkemizde, diğer milli toplulukların uyguladığı seri
entellektüel üretimi çalışmasından Makedonya Türk toplumu da nasibini almaktan
kaçamamış, eline her kalem alanın kendini yazar zannettiği bir ortamda her boş
koltuğa oturan da renkli siyasi hayaller görmeye başlamıştır.
Bir süredir
birileri taşıma suyla değirmen döndürmeye kalkışmış ve yeni siyasi-entellektüel aktörler
türetilmiştir Özellikle son dönemde toplumumuzun siyasi gündemi ve fikir hayatı
maalesef birilerinin kulağına üflenen tavsiyelerle şekillendirilmeye
uğraşılmakta, çok uzaklarda tasarlanan fikirler ve emeller, kiralık eller ve
dillerle toplumumuz arasında yansıtılmaya çalışılmaktadır. Makedonya Türk gençleri aslında alışık olmadıkları
dışardan ithal ve sûni kamplaşmaların odağı haline gelmişlerdir. Çokça “cem”
edip “itaat” ile yönetilen cemiyetlere sırt dayamak Makedonya Türk toplumu
arasından sıyrılıp yükselebilmek için en önemli vasıf haline gelmiştir.
Birilerinin
herkesi bu sonu hayırlı olmayacak rüyadan uyandırması gerekmektedir çünkü
eskilerin tecrübelerinden yararlanmayan, iyi bir toplumsal zemine oturtulmamış, ehil ellerle gerçekleşmeyen, hele hele
Makedonya Türk toplumu dışından gelecek direktiflerle yada mevcut siyasi
liderlerin yönlendirmesiyle gerçekleştirilecek bir toplu tasfiye ve
gençleştirme hamlesi hüsranla sonuçlanabilir. Makedonya üniversitelerinden
mezun olup da kendini yegâne ehil kişi gören yada Türkiyede dikiş tutturamayıp
dönüpte üstün hzimet madalyası bekleyen gençlerimizin siyasi çekişmesi içinde
zaman ve enerji tüketilebilir. Makedonya Türk toplumunun zaman zaman büyük
siyasetçi ve devlet adamı rahmetli Ecevit’in sıkça kullandığı “siyaset
alimlerin işidir” sözünü hatırlamasında fayda vardır. Aksi takdirde, Azin
Nesin’in Zübük romanını andıran son dönem siyasi girişimler yüzünden sonumuz 1971 yapımı Ali Baba ve Kırk
Haramiler filminde olduğu gibi “Ali babadan vezir olursa işte böyle rezil olur”
sözüyle hatırlanacaktır.
|