|
Nuhi Şahin
Son dönemdeki Dünya ekonomik krizi büyük ülkeleri iflas eşiğine getirdiğini
görmüş olduk...
Dünya devi ABD’de bu krizden nasibini almış olduğu gibi ABD para birimi ($)
Dolar’ında dünya piyasasında değer kaybetmesine sahne olmuştur. Dolar sermayesi, dünyada birçok ülkenin yaslandığı ve güvendiği “ yeşil altın
” olması bu para biriminin gücünün büyük kanıtıdır.
Tarihe baktığımızda , özellikle 90’lı yıllarda ABD’nin dünya devi olma
yolunda büyük hız aldığı dönem olarak göze çarpmaktadır.
ABD tarihinde ilk büyük kriz uzak 1933 yılında rastlanmakta. 1933 yılında Thomas Jefferson döneminde,
Amerika’nın ilk iflas alarmının verildiğini görmek mümkün. Bu krizin aşılmasında tek çare Amerikan
vatandaşlık haklarının kişisel numara ile vatandaşlık alma furyasının “ social securtiy number “ ilkesiyle
vatandaşlık haklarının sağlandığı bu sistem Demokrat bir hükümetin başlangıcı
da olmuş oldu.
Amerika’nın gerçek kapasitesini gösterecek olan bu oluşum aynı zamanda Avrupa ülkelerinden
yüklü miktarlarda gelir elde etme şansını sağlamış olup, iflas çanlarının
dinmesine de yer vermiş oldu.
Demokratik oluşumun lideri ve Amerika’yı ileriye taşıyan Cumhurbaşkanı
Roosevelt, dünyadaki ekonomi sistemini de değiştirmiş oldu.
Roosevelt, Altın ve Gümüş’ün değer oranı yüksek olması ve bu zenginliğin ,,
para ” karşılığında yatırım sermayesine çevirerek, yenı bankacılık ve ticaret
sisteminin temellerini atmış olduğunu görmekteyiz. Bu sistemde ,,yeşil altın ”
doların piyasaya çıkışı kendiliğinden ağır bir değişim olduğundan, yeni bir
zorluk olan ,,Milli Borç ” kavramını da beraberinde getirmiş oldu. Milli borç
Amerika’nın günden güne bir sorun haline
gelmiş olup, günümüzde de rastlamaktayız.
1960 – 1980 yıllarının istatistiklerine
bakarsak;
Milli borç kavramı büyük bir istikrar
ile eridiğini görmek mümkün..
Amerika’nın dünya devi ünvanını koruma yolundaki istikrarı, bu borcun
günden güne artmasında önemlı rol oynadığını da görüyoruz, böylece 2007 yılının
Eylül 28 tarihinden bu yana 307.503,334 nüfüslü ABD’nin gündelik $3.81 billion
milli borç artışı ortalama $12.108.942.611.723,20 ve + olarak günümüzde
rastlanmakta. Bu demek oluyor ki dolar
para birimi herzaman tercih edilen ve olmazsa olmaz denilen bir güç ile dünya
devini güçlü kılıyor..
Doların istikrarlı seyri biz Avrupalıları yakından ilgilendirdiği ortadadır,
doların artışı yada düşüşü risk alma hırsımızı yüksek seviyede etkilemekte..
Peki bu denli dolara bağlı yatırım politikası ne kadar güven verici nekadar
karlı? Auroya göre son dönemde sürekli
değer kaybetmesi acaba auro yatırımlarını ön plâna çıkartabildimi? Çıkartabildiyse
doların değer kazanmaya başlaması, neden yankı getiriyor? Yoksa tekrar geriye
dönüp $ sağlam kapıdır deyip, güvendiğimiz dağa mı sığınacağız? Bunların cevapları derin konu olmalarından
dolayı konuyu yazımın başlığı olan “Doların Değer Kazanmsı”‘nın sebeplerine bir
göz atalım.
Avrupa birliği üyeliğine yeni ülkeler eklenmesi, güç dağılımına sebep olmuş
olma ihtimalı?!?
5 büyük ülkeden biri olan Yunanistan’daki iflas çanlarının çalması auronun
istikrarına çatlak oluşturma ihtimali?!?
Avrupada ki doğal gaz krizi ve petrol fiyatlarındaki çalkalanma?!?
Acaba bunlardan hangisi?
Yada değer kazanmasını bir kenara bırakıp, bu pozitif artış yeni bir kriz
yaşanma ihtimalinin tetiklenme olasılığınn habercisi mi?
İhtimaller üzerinde tartışma konusu olan gözümüzün önünde yaşananlar ve
elbette gördüdklerimizle göremediklerimiz ama hep bildiklerimiz öğretti ki ,,En
büyük risk, risk almamaktır’’..
|