|
Abdülmecit
NUREDİN
İki ülke arasında geçmişten süregelen ortak kültür, ortak tarih ve
ortak çıkar sonucunda Makedonya’nın bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte
ikili ilişkiler olgunlaşması yolunda “anayasa ismi” ile tanımakla ilk adım
atılmıştır. Ülke ve bölgede değişen konjoktür esasında “ihtiyaçlar
doğrultusunda” karşılıklı işbirliğine gidilerek mevcut dostluk pekiştirilmeye
gidilmiştir.
Makedonya, jeopolitik durumun ve jeostratejik konumundan ötürü çıkarların kesiştiği,
Balkan kavşağının bel kemiği olmasına istinaden, diğer Balkan ülkelerinin
olduğu gibi, Türk dış politikasının da dikkatini çekmiştir. Öte yandan ülkede yaşayan müslümanlar da ikili
ilişkilerde etkili olmuştur. Özellikle son dönemde Türkiye’deki arnavut lobisinin
ısrarı sonucunda, Makedonya’daki arnavutlara yönelik projeksiyonlar ve yüklenen
misyon baş döndürücü bir hızla devam etmektedir. Türkler ise “köprü” misyonunu
üstlendikleri sadece kuru bir safsatadır. Yapılan ikili ve heyetler arası
görüşmelerde Türk’lerle “protokol gereği ”ilginin olduğu bilinmektedir.
Türkiye’nin Makedonya’daki
açılımı, ekonomik ve eğitim üzerinde etkinliğini devam ettirmek için hayati
öneme sahiptir. Bunun göstergesi Ramstore, Tav gibi yatırımların yanında
iki ülke arasında düzenlenen iş forumları da öneme haizdir. Lakin, anavatanda
siyasi olarak başlayan “kürt/ demokratik açılım” Makedonya’da da
gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır.
21 Aralık 2009 yılında
yapılan, Türkçe Resmi Dil bayramı çerçevesinde yapılan kutlamalarda ülke ve bölgeden katılımcıların
da iştirak ettiği bilinmektedir. Türkiye’den katılan birçok ilim ve gönül
insanının yanında, siyasi kesiminden de “Türkiye’nin Makedonya Açılımı”nı
gerçekleştirmek için TBMM dış ilişkiler komisyon başkanı da hazırda
bulunmuştur.
Söz konusu, yapılan
kutlamalar arifesinde sn. M. Mercan’ın
durum değerlendime ve tavsiye söyleşisinde, Makedonya Türkleri için “şahsi
icadı”
olarak lanse ettiği “Türk partisinin başına (TDP kastediliyor) hanımı Türk
kendi Arnavut olan” birinin getirilmesi gerekmektedir, söz konusu siyasi
açılımın “stratejik hatasını” da ortaya koymaktadır. Gerekçe olarak, Osmanlı
ruhunu yeniden yaratmak ve bütünlüğü sağlamaktır. Madem ki Osmanlı ruhunu
yaşatmak istiyorsunuz, o zaman bir arnavut partinin başına eşi arnavut kendi
Türk olan birini getirin de sizi bağrımıza basalım. Muhterem beyin, Osmanlı
tarihini yakınen tanımasından ötürü, bazı hatırlatmaları da yapmak
zaruriyettir. Osmanlı döneminde Makedonya’da gerçekleştirilen açılımı bilir misiniz? Rumeli’de senelerce kan gövdeyi götürdükten sonra,
1904’te Avrupa’nın baskısı sonucu Makedonya reform paketini açıklandı. Heyhat
ki Bor’un pazarı geçmişti. Bir müddet sonra Makedonya gitti, bütün Rumeli’yi de
peşinden götürdü muhterem bey. Çok sevdiğimiz din kardeşlerimiz olan
arnavutlar, Kumanova şehrinde Osmanlıya nasıl bir çelme taktığının matemi hala
içimizi sızlatırken,Türklerin başına bir arnavut lider getirmek, aslında
Makedonya’daki Evlad-ı Fatihan’ı tasfiye etmektir. Türkiye’den
Makedonya halkına yardım edilmek için verilen meblaları “Osmanlı kimliğine
börünen simsarları” toplum adına vurgun yapanları, Türk’lerin
lideri yapmak basiretsizliktir. Siyasi alanda değişiklik gerçeklşmesi
gerektiğinde, muhteremlerin direktifi ve paraşüt vasıtasıyla değil, halkın hür
iradesi ile tayin edilecektir. Buna istinaden, bu sancaktarlığa ancak "alplik ruhuna sahip" Türk-İslam medeniyetine “karşılıksız”
hizmet edenler devam ettireceği bilinmelidir.
|