|
Makedonya ve Yunanistan arasında cereyan eden sorunlara baktığımızda genel
olarak bizim tutumumuz, her zaman Makedonya’nın politikasını destekleyen ve ülkenin
siyasi tutumunu hiç sorgulamadan kabul eden bir anlayış olmuştur. Evet belli
başlı bazı konularda Makedonya haklı olabilir ancak Yunanistan’ın da haklı
olduğu birçok taraf vardır. Şimdi bazı kişilerin bu satırları okurken dişlerini
bilemiş bir halde okuduklarını ve “işte yine bir Yunan taraftarı daha” dediklerini
görür gibiyim. Ancak bunu demeden önce bütün yazımın okunmasını tavsiye
ediyorum.
17 yıl önce Kırçova da yapılan VMRO (Makedon Milliyetçi Partisi) partisinin
genel kongresinde parti genel başkanı Lyupçe Gorgievski tam olarak şu sözleri
söyleyerek zaten kötü olan Makedonya-Yunanistan ilişkilerine benzin dökmüştü. “Bundan sonraki kongremizi Selanikte
yapacağız!”.
Aynı şekilde Yugoslavya’dan ayrıldıktan sonra Makedonya’da yapılan ilk
anayasada da, hem komşu ülkelere tehdit içeren ve iç işlerine karışma anlamına
gelecek cümleler, hem de Makedon ırkını
yücelten ve Makedonya’nın sadece Makedon ırkına ait olduğunu ifade eden
maddeler bulunmaktaydı.
Mesela Anayasanın giriş bölümünde “Makedonya,
Makedon milletinindir” ifadesi yer almaktaydı. Bu ifade başlı başına 1974 anayasanın, diğer
milletlere verdiği hakların çok gerisinde kalmış ve bu ülkede yaşayan diğer
unsurları tahrik etmişti. Gel gelelim 49. Maddeye. Bu maddede genel olarak: “Makedonya dışında yaşayan Makedonların
haklarını Makedonya devleti korur; onların sosyal
statülerini, ekonomik durumunu
geliştirmek için yardımcı olur” ifadesi yer almıştı. Yunanistan’da yaşayan Makedon
kesimini korumaya ve yorumlara açık olan bu ifade başlı başına Yunanistan’ı
tahrik etmek için yetmişti. Düşünün ki bu olay Yunanistan ve Türkiye arasında
olsun; varsayalım ki Yunanistan’da yeni kurulan bir ülke olsun, anayasasında
aynı ifadeler kullanılsın ve başbakanının ağzından ise “Bundan sonraki kongremizi İstanbul’da yapacağız” gibi kelimeler
dökülsün, nasıl düşünürüz acaba?
Geleceğin başbakanı olacak olan yukarıdaki şahsın ifadeleri ve anayasasında
komşu ülkelere tahrik içeren cümlelerin yer alması, Yunanistan’ı Makedonya
konusunda daha sert önlemler almaya itmişti. Zaten güvenlik konusunda histeri
olan Yunanistan; Makedonya bayrağının, isminin ve anayasasının kabul
edilemez olduğunu, bunların değişmediği taktirde ülkeyi tanımayacağını ve
ekonomik ambargo uygulayacağını bildirmişti. Zaten hatırlanacağı kadarıyla
anayasa ve bayrak değiştirilmiş ve Yunanistan uyguladığı ekonomik ambargoyu
kaldırmıştı. Anayasada yukarıda adı geçen maddeler değiştirilmiş, yerine “komşu ülkelerle iyi ilişkiler ve
Makedonya’nın komşu ülkelerin topraklarında gözü olmadığı” gibi
kelimeleriyle başlayan cümleler eklenmişti.
Anayasanın diğer maddeleri de Makedonya’da yaşayan diğer halklar, özellikle
nüfus oranı yüksek Arnavutları tahrik etmiş, çıkan iç savaş sonrası mecburen
yeni anayasa değiştirgelerini kabul etmek zorunda kalmıştı.
Aynı şekilde ekonominin kalkınması için hayati önem taşıyan dış
yatırımcılar da o dönemlerde kovulmadı mı? Şimdi dünyanın her tarafına reklam
verdiğimiz halde ülkede istikrar arayan yatırımcılar gelmiyor. Bu konu başlı
başına bir sorun ve başka bir yazıda buna değineceğiz.
Sonuç olarak, Türk atasözü olan “Balık
baştan kokar” ifadesinin tam anlamıyla gerçekleştiği bir sürecin
yaşandığını hep beraber görmüş bulunmaktayız. Aslında Makedonya’nın yıllarca
başına gelenlerin sorumlusu, diplomasiyi ve siyaseti bilmeyen ve sadece
populist politika üretmeyi başarabilen
kişilerin yönetime gelmesidir.
Makedonya, Yugoslavya’dan ayrıldığı zaman; güçsüz ve yeni kurulan bir ülke
olduğunu bile bile, komşularla iyi ilişkiler içinde olmayı, ülkede yaşayan diğer
halklara da ayrımcılığı benimsemeyen bir politika uygulamayı başarabilseydi
acaba günümüzde Makedonya böyle sorunlu bir ülke olur muydu? Benim buna cevabım
kesinlikle hayır olacaktır. Makedonya kurulduğu zaman ülkenin geleceğini
düşünen ve öngören birkaç lideri olsaydı, Makedonya çoktan Avrupa Birliğine
girmiş olacaktı.
|