Siyasal Düşünce Mücadelesi PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 10 Şubat 2010

Abdülmecit NUREDİN

 

Siyasal düşünce sistemi ilk olarak Yunan düşünce tarihi ile kurumsallaşmaya başlamıştır. Arap dünyasında Eflatun olarak bilinen Platon'un, insan düşüncesi üzerinden kalkmayan bir büyü benzeri etkisini gösteren,toplumun yönetim şeklindeki görüşleri siyasal düşüncenin kilometre taşını olarak da kabul edilebilir.

 

Platon’a göre en iyi yönetim şeklini kendi belirlediği ideal site kavramına oturtmuş antik Yunan filozofudur. Ona  göre insanlar iki sınıfa ait olup; muhafızlar ve halk olarak tasnif edilmiştir.[1] Kimi zaman da bu ayırım: Üreticiler sınıfı ve toplumu koruyan, yöneten sınıf olarak lanse edilmiştir.Bu sınıfları kapalı bir kart düzeni içinde gören Platon,çok nadir olarak bir sınıftan diğerine geçişi kabul edecektir. Platon, “toplum tekbir insandan daha büyük bir şeydir” derken, insan ile toplum ve devlet arasında bir paralellik kurmuştur.Devlet içinde de uyum ve adalet, her sınıfın, her bireyin kendi yerinde kalması ve kendi görevini yapmasıyla sağlanır.[2]Oligarşi doymak bilmeyen zenginlik tutkusu sonucu yıkıldıysa, demokrasiyi yıkanda özgürlük olacaktır. Özgürlüğün paranoyası “siyasi yönetimler”:

 

Tirani/Monarşi: tek kişilik yönetim biçimidir.Lakin, Tirani-zorba yönetim-tek kişinin kötü yönetimi söz konusuyken,monarşi de tek kişinin en iyi yönetimi anlamını da ifade etmektedir.Tirani anlayışı, nizamları yok sayarak, toplumu kendi çıkarları doğrultusunda yönetir,yönettim şiddete dayanmaktadır. Son dönemde şiddetin yerini: modern işkende diye adlandırılan, ekonomik ve sosyo-psikolojik unsurlarıla baskı yapılarak uygulamaya konulmuştur.[3]Makedonya gerçeğinden örnek vermek gerekirse: Ülkedeki siyasi yapılanmanın belirleyici unsurlarının yanında, Türk yapılanması da bu vebaya kapıldığı gerçeği ile karşı karşıya kalmaktayız. Bu bağlamda izlenen yöntem: İşten atma, pozisyon ile yandaş edinme veya kayırma, akraba, dost, hemşeri,yakın çevre gibi “yetersiz yığınlara” pozisyon sağlama gibi “modern Tirani” dönemine de müşahitlik etmekteyiz. Olayın özeti:“ Ver Elindekini Ellere, Sonra da Vur Başını Yerlere”

 

Aristokrasi: Azınlığın iyi yönetim biçimidir. İlke olarak erdem’i ön plana tutmaktadır.[4] Makedonya gerçeğini göz önünde bulundurduğumuzda bu kritere Türkler’den sayıca az toplulukların başarı ile biat ettikleri bilinmektedir. “Sayısal değil, Siyasal üstünlük” sözkonusu.

 

Demokrasi: Teorik özeti “halkın iktidarı” olarak tanımlanmaktadır. Lakin, soğuk savaş sonrası dönemde özellikle demokrasiye geçişi yaşan ülkelerde, çoğunluğun kötü yönetimi: özgür, fakat varlıklı olmayan kimseler çoğunluğu oluşturarak yönetimi ellerine alarak, uyguladıkları yönetim biçimine  demokrasi olduğu savunuldu.[5] Nitekim, Makedonya gerçeği dikkate alındığında bu uğurda: İhaleler, yolsuzluklar, kanun değişiklikleri, tüzük değişiklikleri hatta kimlik değişiklikleri de sırf pozisyonu sağlamak veya devam ettirmek için yapıldığı bilinmektedir. Literatür deyişiyle “şahsi çıkara ulaşmak için her araç meşrudur.”Sonuç olarak “Demokratik bir Ülke”.

 

Devrim gerçeği: Yönetim değişikliklerinin temek nedeni her yönetime hakim olan eşitlik ya da eşitsizlik ilkesinde aşırılığa gidilmesidir. “Daha küçükler eşit olmak, eşitler ise daha büyük olmak için ayaklanırlar.” Neticesinde asimetrik çekişme, devrime neden olmaktadır. Demokrasinin geliştiği toplumlarda devrimler “halkın tartısı” ile gerçekleşmektedir. Makedonya Türklerinde ise: Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır.”                                                                                

Sonuç-çözüm-: Ülkenin yirmi yıllık demokrasiye geçiş süresi zarfında  hatrı sayılır  mesafe alınmıştır. Halbuki Türkler yirmi yıl içinde sadece “ismi var cismi yok” durumu  ile kıvranmaktadır. Çözüm olarak akla gelen “stoa okulu” nun özeti olan , tüm insanların saygıdeğer varlıklar, eşit ve özgür kişiler olabilecekleri düşüncesine geçilmesi[6] zaman kaybedilmeden gerçekleşmesidir. Sizce mümkün mü ?

 

 “Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var”… boşuna mı demişler?



[1] Platon ( Eflatun ), “DEVLET” çev. Canan Eyi, Gün Yayıncılık,İstanbul,  2001,s.262

[2] Anthony D. King “Kültür Küreselleşme ve Dünya Sistemi” Bilim ve Sanat Yayınları,2008,s.127

[3] Yaşar Gürbüz,Karşılaştırmalı Siyasal Sistemler”, Beta Basım Yayın ,1987,s.93

[4] Alâeddin ŞENEL, ’Siyasal Düşünceler Tarihi’’ Ankara,1997,s.191

[5] Ahmet Taner Kışlalı, “Siyasal Sistemlerİmge  Kitabevi Yayınları ,2006, s.247

[6] Денко Малески  “Современи Политички Системи” Скопје,1986,s.209

 
< Önceki   Sonraki >

Avni Engüllü

 
DEBRE'DE HAREKET VAR!
 
 

Enis Recep

 
Derneklerimiz
 
 

Emel Ramadan

 
Kalu beladan Müslüman'ız!
 
 

Eran Hasip

 
"Yahudi Medya Tekelleri"
 
 

Merita Mustafa

 
Bize de Nevruz gelirmiş
 
 

Kemal Nazim

 
Hayalim Üsküp
 
 

Nuhi Şahin

 
($)Doların Değer Kazanması
 
 

Ferdi Nezir

 
Hoşgörü ve Milliyetçilik
 
 

Semih Sarıca

 
Super Mario vs. Superman
 
 

Muhittin Kahveci

 
KISSADAN HİSSE