Anavatan PDF Yazdır E-posta
Salı, 12 Şubat 2008

Furkan ÇAKO

Anavatan ve Yaşayarak Öğrendiklerim(iz)

İnsan, birçok vakaya okumanın dışında yaşayarak da tanıklık eder, bilgi sahibi olur. Toplumumuzda okumanın aksine çok gezmişlikleri dolayısıyla çok bilenlerin sayısı da az değildir zaten! Keza, şair boşuna dememiştir “Bir kitap ilmi vardır, bir de hayat ilmi. Olgun insan her ikisine de vakıf olana derim” diye.

Çoğumuz, okuyarak öğrenme şansına sahip olmamızın yanında bir de yaşayarak öğrenme şansına sahibizdir. Bu bağlamda, okul hayatımız süresince birçok vakayla karşı karşıya gelir; bazılarında da okuduklarımızın pratiğine de şahit oluruz. Tabii, bu ve/veya bunun gibi vakaları yazmamız, yaşadıklarımızı paylaşmamız gerektiğine de inanmaktayım. Ancak bu konuda sürekli engellerle de karşılaşmıyor değiliz. Her seferinde illaki bir tezat(lık) çıkar(tılır).  Mesela, bazıları dinlemez ki anlasın; bazıları da anlamaksızın dinler. Bazıları eğer işitse anlayacak, fakat belaya bakınız ki sağırdır! Onun için derler ki: sık sık söz anlayan beriye gelsin diye demeye/bağırmaya mecburuz!

Yaşayarak öğrendiklerimiz/bilgilendiğimiz konular çoktur. Bazılarına gülüp geçerizdir genelde. Kimi zaman alay konusu olanlarımız da yok değildir. Ancak birçok olay gerçekten de çok düşündürücüdür. Çünkü beklenmeyen kişilerden; beklenmedik yerde rastlarsınız onlara. Bunun Anavatanda olanları da en acıdır zaten!

Malumunuz, toplumumuzu oluşturan birçok fert, hayatları pahasına bile olsa, Anavatan için yanıp tutuş-muştur/maktadır. Bazılarımız da orada okuma imkânına sahip oluruz. İşte, bu dönem içresinde birçok acı olayı yaşayarak tanıklık eder, bilgileniriz.

Tabii, bir de aidiyet kaygısı yaşarız çoğu kez ki bu kısım da en acı vakayı teşkil eder bizim için!

Çünkü Makedonya’da Türk(ler); Türk olunan yerde de yabancı(lar) olduğumuza göre, insan ister istemez bir aidiyet kaygısıyla; ben kimim sorusuyla karşılaşmaktadır! Hele, en beklenmedik bir yerden/bir kimseden kavramlarla dışlandığını görmesi gerçekten de, insanı bazı şeyleri retrospektif açıdan düşünmesine yöneltmektedir. Çünkü Anavatanda çoğu kez, Makedon ile –yalı eki pek fazla ayırt edilmez! Çoğumuz Makedonuzdur oradakiler için. Bilinmeyiz, istenmeyizdir çünkü!

Bu bağlamda, Anavatanda yaşayarak öğrendiklerim(iz) hususunda, mutabakat sağlayacağımızı inandığım birkaç vakayı da sizinle paylaşmayı uygun bulmaktayım;

Anavatanda yaşayarak öğrendiklerim(iz) konusuna gelince;

Evvela Türkiye’de/Anavatan’da öğrendiklerimin başında gelen husus Balkanların önemi oldu. Yani daha önce Balkanları ve önemini bilmiyordum;

Yalnız bu arada, Balkanların Anavatan’da (birçok kesimde) sadece coğrafi bir kavram olmaktan öte bir şey ifade etmediğini öğrendim;

Bu bağlamda Balkanlardan sadece soğuk hava ve göçmenlerin geldiğini, faydalı bir şeyin gelmediğini öğrendim;

İlginçtir, az çok harita okuma bilgim olmasına rağmen, Makedonya’nın Rusya ve kimiz zaman Afrika bölgesinde olduğunu da öğrendim;

Bu arada, gerçekten de Makedonya’ya ait olduğumu; Türkiye’de kalamayacağımı, zaten bilinmediğimi ve bir yabancı olarak istenmediğimi öğrendim;

Türkiye’de Türkçenin ne kadar enteresan bir dil olduğunu ve bunun bizim bilmemizin ne kadar garipsendiğini öğrendim;

Türkiye’de kavramların çok şey ifade ettiğini ancak Makedon ve Makedonyalıyı ayırt edemediklerini öğrendim;

Rumeli şivesiyle konuşulduğunda “gâvur” olabilineceğini öğrendim;

Türkiye’de komünist olmadığımı (zaten değildim) ancak demokrasiye de inanmadığımı öğrendim;

Tek suçları eğitim vermek olan nur yüzlü insanların, belli kesimler tarafından (…-cılar), (…-cular), (…-çılar) gibi eklemelerle kamplaştırılıp, marjinalleştirildiklerini öğrendim;

Türkiye’de birçok insanın kendi çıkarları için; yükselmeleri için Balkan insanını kolayca harcayabildiklerini öğrendim;

Tabii Anavatanda yaşayarak öğrendiklerimiz bunlardan ibaret değil. Ancak sadece olumsuz vakalar öğrenilir de demiyorum! Her şeye rağmen, Türkiye’nin çok büyük bir laboratuar olmasının dışında çok güçlü bir ülke ve etkiye sahip olduğunu, Balkan ülkeleri için çok büyük bir önem arz ettiğini, tamamından olmasa da birçok kesimden istendiğimizi, zaten o yüzden orada olduğumuzu da öğrendim. Ülkeyi saran birçok bilgisiz ve vefasızın dışında birçok aklıselim ve vefalı zatın da mevcut olduğunu öğrendim. Tabii, sonuçta “izloktaki paltonun, vitrindeki ceket olduğunu da öğrendim”.

Yaşayarak öğrendiklerimizin sonsuz ancak faydalı olması dileklerimle!

 
Sonraki >

Avni Engüllü

 
DEBRE'DE HAREKET VAR!
 
 

Enis Recep

 
Derneklerimiz
 
 

Emel Ramadan

 
Kalu beladan Müslüman'ız!
 
 

Eran Hasip

 
"Yahudi Medya Tekelleri"
 
 

Merita Mustafa

 
Bize de Nevruz gelirmiş
 
 

Kemal Nazim

 
Hayalim Üsküp
 
 

Nuhi Şahin

 
($)Doların Değer Kazanması
 
 

Ferdi Nezir

 
Hoşgörü ve Milliyetçilik
 
 

Semih Sarıca

 
Super Mario vs. Superman
 
 

Muhittin Kahveci

 
KISSADAN HİSSE